Deyimler
İletişim

"Ayağını alamamak" deyiminin anlamı nedir?

Alıştığı bir yere gitmekten vazgeçmemek.

Ağrı ya da uyuşma dolayısıyla ayağını oynatamamak.

Ayağını alamamak deyimine benzer deyimler

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Ağıt yakmak

Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.

Ağıt yakmak

Altından girip üstünden çıkmak

Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.

"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...

Altından girip üstünden çıkmak

Askıya çıkarmak

Nikah kıyılmadan önce, evlenecek kimselerin durumunu (ya da başka bir konuyu) yazılı olarak, herkesin görebileceği yere asmak.

Evlenecek kimselerin nikâhtan...

Askıya çıkarmak

Balgam atmak

Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.

"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."

Balgam atmak

Başı bağlı olmak

Evli ya da nişanlı olmak.

Serbest, özgür olmayan, bir yere bağımlı olan.

"Nihayet oğlanın da başını bağladık."

Başı bağlı olmak

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Dağdan gelip bağdakini kovmak

Daha sonradan geldiği bir yere ya da karıştığı bir işte eskiden beri bulunan bir kişinin yerini almaya çalışmak.

"Şu densize bak hele, dağdan gelip bağdakini...

Dağdan gelip bağdakini kovmak

Mânâ çıkarmak

Yanlış bir yargıya varmak, bir söz ya da hareketten kendine göre bir anlam çıkarmak.

"Öyle alıngandı ki her sözümden bir mânâ çıkarıyordu."

Mânâ çıkarmak

Sırtını dayamak

Güçlü bir yere veya birine güvenmek.

Bir yere dayanmak ya da yaslanmak.

"Sırtını babasına dayamış atıp tutuyor, her dilediğini yapıyor."

Sırtını dayamak

Tuz biber ekmek

Bir yemeğe tuz ya da biber dökmek.

Bir üzüntünün acısını, bir kusurun ağırlığını daha da artırmak.

"İyi yaptın sanki, o günleri hatırlatarak tuz biber ektin...

Tuz biber ekmek