Allah etmesin
Dilerim ki böyle bir şey olmasın.
İstenilene uygun olsun olmasın, her şey oldu, bitti. Artık
"şöyle olmalıydı, böyle olmamalıydı" demenin yeri yok.
Dilerim ki böyle bir şey olmasın.
Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse.
"Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"
En güzelini buldum. Artık daha önce beğendiğim şöyle böyle güzellere bakmam.
Anlasa da anlamasa da karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek.
"Her şeye baş sallayan insanlardan hiç hoşlanmam."
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Bir sözü her zaman, yerli yersiz tekrarlamak.
"Şey sözünü diline pelesenk etmişsin, her cümlenin başında kullanıyorsun."
Telâşla, hemen her köşeye bakarak heyecanla aramak.
"Bütün her yeri fellik fellik aradım ama bıçağı bulamadım."
Hâlen bulunduğu durumdan daha yüksek bir duruma ya da mevkiye çıkmak istemek, böyle bir amacı gütmek.
"Bundan böyle küçük şeylerle yetinme, gözün yükseklerde...
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Her şeye, üstüne lâzım olsun olmasın her işe karışmak.
"Üvey annemin vara yoğa karışmasından bıkmış usanmıştım iyice."
Uygun olsun olmasın, uygun zamanı kollamadan.
"Yerli yersiz konuşup duruyor geveze adam."