Aklına esmek
Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.
"Birden aklına esti, kalkıp sahile indi."
Aşırı ölçüde sıkılmak, heyecanlanmak, utanmak sonucu vücutta sıcaklığın artması, yüzün kızarması.
"O nadide, paha biçilmez vazoyu kırınca bedenini birden bire ateş bastı."
Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.
"Birden aklına esti, kalkıp sahile indi."
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Bir yeri bilerek yakıp yok etmek.
Aşırı ölçüde telâşlandırmak.
Bir toplumu, bir ülkeyi kargaşalık içine sürükleyerek yıkıma uğratmak.
"Dış güçler yerli...
Gerçekleşmesi mümkün olmayacak işleri anlatmak için kullanılır.
"O kız, o çocukla ancak balık kavağa çıkınca evlenir."
Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak.
Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak.
"Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini...
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Birine karşı büyük ölçüde sevgi duymak, birinden çok hoşlanmak.
"Öyle ki o yavrucağı canımın içine sokacağım geliyor!"
Ansızın içi sızlamak, çok üzülmek.
"O zavallı ihtiyarı birden bire karşımda görünce içim cız etti."
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"
Aşırı ölçüde sıkılmak, çok bunalmak.
Bir konuda bir kimseye sürekli baskı yapmak.
Güç bir şeyden yılmayıp, sonucu tehlikeli de olsa, çekinmeden o şeyle uğraşmak.
"Biliyorum zor ama üstüne üstüne...
Birden bire çok korkmak, kalbi yerinden fırlayacakmış gibi hızlı hızlı atmak.
"Karanlık ve ıssız sokakta yürürken bir çığlık duydu, yüreği ağzına geldi o an."