Ağır iş
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Sonuç alınmayacak iş, umutsuz durum.
"Çobanlık mı, dağ tepe dolaş dur, alt yanı çıkmaz sokak vesselâm."
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.
"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
Başladığım iş, ters sonuç verdi.
Bir iş ya da olay önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.
"Ateş bacayı sarmadan çabuk gidelim buradan!"
İş yapmakta olan bir kimsenin çok yakınında, ayakları arasında gezerek onun iş yapmasını güçleştirmek.
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek; doğruluğuna inanmadan söylediği söz gerçek çıkmak.
"Hayatımızın boş atıp dolu tutmak diye bir ilkesi olamaz."
Çabuk iş yapamamak.
"Bırakın onu, elinden iş çıkmaz birine ihtiyacımız yok."
Şakadan hoşlanmamak.
Bir iş ya da durum dikkatsizliğe, önemsenmemeye gelmemek.
"Bu iş şaka götürmez beyler, dikkat edin!"
Utanılacak bir durum.
Ailesi, çevresi için utanç verici bir iş yapmak.
"Ailemizin o yüz karasını hiç kimse görmeye gitmeyecek, anladınız mı?"