Açıktan kazanmak
Anapara ve emek koymadan bir şeyden kazanç elde etmek.
Yorucu emek (harcamak).
Anapara ve emek koymadan bir şeyden kazanç elde etmek.
Bir emek ya da mal karşılığı olmaksızın birine para ödemek.
Zahmetli iş görüp çok emek vermek.
"Alın teri dökmeyenler, emeğin ne olduğunu bilemezler."
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Ben hiç emek harcamayayım. Her şey hazır olup ayağıma gelsin.
Bir işin hiç emek harcamadan olmasını, kendiliğinden hazır olup ayağına gelmesini bekleyenlerin...
Kendi isteği ile gelmek.
Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.
"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
Pek gerekli değilken yorucu, sıkıcı, üzücü bir işe girişmek.
O kadar kolay ve çabuk yapılacak bir iş değil. Emek ve zaman ister.
Eskiden sarayda ya da konaklarda zenginlerin iftara çağırdıkları yoksullara verdikleri armağan veya para.
Harcadığı emek dışında bir kimsenin fazladan...
Hiç gereği yokken.
Kolaylıkla, hiç emek ve çaba harcamadan.
"Adam durduğu yerde para kazanıyor, anlamadım bu işi!"
Elle yapılan işe harcanan emek.
Elle yapılan çalışmanın karşılığı.
"El emeğinin karşılığı değildir bu para."
Verilen emek karşılığını, emek veren değil, bir başkası almak.
"Biz durmadan çalışalım parsayı da başkası toplasın olmaz öyle şey!"