Akıntıya kürek çekmek
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
Boşuna harcamak.
Savurmak.
"Bütün parayı yele vermek zorunda mıydın?"
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Yaptığı işlerden dolayı kimseye hesap vermek zorunda değil; yaptıklarına hiç kimse itiraz edemez.
Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermeyen, istediği...
Bir kimseyi bir çıkar uğruna harcamak.
"Parayı görünce adam bizi bir pula satıverdi."
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Boşuna harcamak, işe yaramaz duruma getirmek, yerinde harcamamak.
"Onca parayı bu eve verip gâvur etti."
Bir şeyin lâyıkıyla yapılması için ne gerekiyorsa ondan kaçınmamak.
Birinin çalışmasını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi vermek.
"Çalıştırdığın...
Bir iş için gereken parayı ödemek, gideri karşılamak.
"Yarınki gezide bütün masrafları Ahmet çekecekmiş."
Çok para kazanmak.
Bol para harcamak.
Elde olan parayı az bulmak.
İşini yaptırmak için birilerine kanunsuz, hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek.
"O binayı yaptırmak için belediyeye az para yedirmediler."
Bütün devletler, herkes, bütün dünya.
"İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz."
Parayı tüketinceye dek harcamak.
Yemeği sonu gelinceye kadar yemek.
Birini üzmek, tedirgin etmek, devamlı hırpalamak.
"Senin bu hareketlerin beni yiyip...