Adam evladı
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
Kolay kolay tuzağa düşmemek, uyanık davranmak.
"O, benim yaş tahtaya basmayacağımı iyi bilir."
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Tersi söylenmeyecek bir durum meydana gelmek, itiraz edilecek bir nokta kalmamak.
Artık itiraz edilebilecek, karşı durulacak bir nokta kalmamak.
"Siz Mehmet...
Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.
"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...
O kadar kolay ve çabuk yapılacak bir iş değil. Emek ve zaman ister.
Önem verilecek değerde olmayan, kolay iş.
"Dereyi geçmek mi? Çocuk oyuncağı benim için."
Söylenmesi kolay ama yapılması ortaya konması ya da katlanılması çok güç.
"Evet, dile kolay, haydi yap da görelim."
Kazanç, geçinmek için kazanılan para.
"Ekmek parası kolay kolay kazanılmıyor."
Heyecan ve telâş göstermeyen, merak etmeyen, olayları hoş karşılayan.
"Geniş gönüllü olmak benim için o kadar kolay değil."
Hile, düzen ve oyunla aldatmak; dolap çevirmek.
"Ona kolay kolay kimse madik atamaz."
Üstün gelmek.
Güreşte rakibi sırt üstü yere yatırarak yenmek.
"Onun sırtını kimse kolay kolay yere getiremez."
"Öyle şey olmaz, buna izin vermezler, kolay kolay elde edemezsin" anlamında bir tutumun ya da davranışın yanlışlığı ifade etmek için kullanılır.