Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Hile, düzen ve oyunla aldatmak; dolap çevirmek.
"Ona kolay kolay kimse madik atamaz."
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
O kadar kolay ve çabuk yapılacak bir iş değil. Emek ve zaman ister.
Fesadın ve dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, türlü düşmanlıkların kaynaştığı, hile ve düzenlerin kurulduğu yer.
"Mahalle bir anda cadı kazanı...
Söylenmesi kolay ama yapılması ortaya konması ya da katlanılması çok güç.
"Evet, dile kolay, haydi yap da görelim."
Hile, düzen ve dalavere ile iş yapmak.
"Yine ne dolap çeviriyor acaba?"
Kazanç, geçinmek için kazanılan para.
"Ekmek parası kolay kolay kazanılmıyor."
Kolay elde edilememek; para, özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak.
"Bu ev size pahalıya mal olsa gerek."
Üstün gelmek.
Güreşte rakibi sırt üstü yere yatırarak yenmek.
"Onun sırtını kimse kolay kolay yere getiremez."
"Öyle şey olmaz, buna izin vermezler, kolay kolay elde edemezsin" anlamında bir tutumun ya da davranışın yanlışlığı ifade etmek için kullanılır.
Kolay kolay tuzağa düşmemek, uyanık davranmak.
"O, benim yaş tahtaya basmayacağımı iyi bilir."