Adam evladı
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
Aldanmak.
Kaypaklık edip dürüst davranmamak.
"Sana tanınan bu fırsatı iyi değerlendir, sakın yan basayım deme."
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
Bu işi asıl olsa sana yaptıracaklar. Bari kendiliğinden yap da onurunu koru.
O san fenalık yaptı ama sen ona iyilik yap.
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Bir topluluk içinde dirlik düzenlik, iyi geçinme.
Bir topluluk içindeki dirlik düzenlik, iyi geçinme durumu.
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
İyi sonuç alınacağı umularak bu işe girişildi. İnşallah başarı elde edilir.
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Ele geçen fırsatı kullanmanın tam zamanı, en iyi, en elverişli an bu andır.
Başından savmak, bir şeyi ödev olarak kabul etmemek, başkasını ilgilendirdiğini belirtmek.
"Bu iş senin, sakın üstünden atayım deme."
Horlamak, haksızlık etmek, iyi davranmamak, küçümsemek.
"Dokunma bana, beni hep üvey evlât gibi tuttun, ne zaman yaklaştıysam sana köşe bucak kaçtın benden."