Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Kurtulmak, kaçmak.
"Çok şükür şu adamdan yakayı sıyırdık."
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Çok genç ve deneyimsiz olmak.
Çok genç, toy ve tecrübesiz olmak.
"Şu ağzı süt kokan mı yarışacak benimle."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Çok taze (sebze ve meyve için).
Çok yeni, üzerinden zaman geçmemiş.
"Şu elmalara bak, daha dumanı üstünde bunların."
Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak.
"Çok şükür şu belâlı işten paçayı kurtardık."
Can tehlikesini atlatmak, öldürülme tehlikesi olan yerden kaçıp kurtulmak.
"Postu kurtardık çok şükür."
Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.
(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.
"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."
Umulmazken bir işten ya da kimseden kurtulmak, kaçmak.
"Bu pis işten yakayı nasıl kurtardık hâlâ anlayabilmiş değilim."