Deyimler
İletişim

"Yağcılık etmek" deyiminin anlamı nedir?

Dalkavukluk etmek, övmek, pohpohlamak.

"Öğrenci öğretmenine yağ çekiyor, gözünün içine bakıyor, bu şekilde iyi not alacağını sanıyordu."

Yağcılık etmek deyimine benzer deyimler

Adam evladı

İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.

Adam evladı

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Ağız tadı

Bir topluluk içinde dirlik düzenlik, iyi geçinme.

Bir topluluk içindeki dirlik düzenlik, iyi geçinme durumu.

Ağız tadı

Ağzının içine bakmak

Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.

Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.

"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...

Ağzının içine bakmak

Akıntıya kürek çekmek

Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.

"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."

Akıntıya kürek çekmek

Arkasını sıvamak

İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.

"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."

Arkasını sıvamak

Ayranım budur, yarısı sudur

Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Ayranım budur, yarısı sudur

Babanın canı için

Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).

Birinden bir iyilik yapılması istenirken

"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...

Babanın canı için

Canına okumak

Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.

İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."

Canına okumak

Gözüne bakmak

Verilen emri yapmak üzere işaret beklemek, işareti verecek kimseyi gözlemek.

Gerektiğinden fazla dikkat göstermek, koruyup gözetmek.

"Üç kuruş para verecek...

Gözüne bakmak

İdare etmek

Yönetmek, çekip çevirmek.

Tutumlu olmak, kullanmak.

Elvermek, yetmek, yetişmek, korumak, kurtarmak.

Hoş görmek, göz yummak.

Örtbas etmek.

"Bu ayakkabıyı bu...

İdare etmek

Yüz yüze bakmak

Yakın ilişki içinde bulunup, bu ilişkileri bir süre devam etmek.

"Birbirimize iyi davranalım, epey bir zaman burada yüz yüze bakacağız."

Yüz yüze bakmak