Deyimler
İletişim

"Uzun uzadıya" deyiminin anlamı nedir?

Çok ayrıntılı olarak, en ince noktalarına inerek.

"Meseleyi uzun uzadıya inceledik".

Uzun uzadıya deyimine benzer deyimler

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Aslan payı

Bir paylaşmada en büyük pay.

Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.

Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.

Aslan payı

Beş aşağı beş yukarı

Çok az fark olarak, kararlaştırılmak istenen sayıdan, ölçüden bir miktar az veya çok olarak.

"Beş aşağı beş yukarı bir kg. çeker bu tavuk."

Beş aşağı beş yukarı

Burnu Kaf dağında (olmak)

Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).

"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."

Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...

Burnu Kaf dağında (olmak)

Can damarı

Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.

"Babam evin can damarıdır."

Can damarı

Can damarına basmak

Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.

"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...

Can damarına basmak

Çoğu gitti azı kaldı

İşin en güç, en önemli, en büyük kısmı bitti, kalanı önemsizdir.

"Ha gayret çocuklar, çoğu gitti azı kaldı."

Çoğu gitti azı kaldı

Göz nuru dökmek

Göz emeği harcamak; gözün dikkatini, elin emeğini gerektiren ince bir iş yapmak ve işte uzun süre çalışmak.

"Onca göz nuru döktüğü el işleri ürünleri çok ucuza...

Göz nuru dökmek

Icığını cıcığını çıkarmak

Her yanını ellemek, didiklemek.

Bir meseleyi en ince ayrıntılarına kadar soruşturmak, incelemek.

"İyice ıcığını cıcığını çıkardınız meselenin."

Icığını cıcığını çıkarmak

Suyun başı

Suyun çıktığı yer, kaynak.

En çok yarar sağlanacak yer.

Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii.

"Yorgun bedenlerini suyun başındaki...

Suyun başı

Taban tepmek (patlatmak)

Yayan olarak çok uzun yol yürümek, çok sık gidip gelmek.

"Kasaba ile köy arasında o iş için az taban tepmedim."

Taban tepmek (patlatmak)