Altı alay, üstü kalay
İçi dışı bir olmayan; dışı süslü, içi berbat.
"Altı alay üstü kalay bir dolaba benziyor bu."
Mala, paraya, yiyeceğe düşkün olmayan; cömert.
İçi dışı bir olmayan; dışı süslü, içi berbat.
"Altı alay üstü kalay bir dolaba benziyor bu."
Hiçbir şey esirgememek.
Bir şey uğrunda en değerli varlığını feda etmeye, hatta ölmeye hazır olmak.
Bir şeye aşırı ölçüde düşkün olmak.
"Vatan uğruna kim can...
Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen.
"Eli açık olan insanları severim."
Cömert, esirgemeyen, çok para ve eşyası olan.
"Duyduğumuza göre Hasan Çavuş eli bol bir insanmış."
Önceden tasarlanan, düşünülen bir iş umulduğu gibi gitmemek, başka bir yönde gelişmek.
"O kadar uğraştık ama evdeki hesap çarşıya uymadı, bu paraya istediğimiz...
Cömert, eli bol, vermekten kaçınmayan.
"Gani gönüllü insanlara artık günümüzde pek rastlanmıyor."
Yeterli imkânlardan mahrum olmasına rağmen eli açık davranan, cömert.
Fazla para ve mal istemeyen, zorunlu ihtiyacı kadarı ile yetinen, imkânları az da olsa bunu hissettirmeyen, bu durumda dahi cömert olan.
"Onun kadar gönlü tok...
Elinde imkânlar olsun olmasın, mal-mülk veya paraya düşkün olmayan, cömert.
"O mu? Gözü tok bir insandır, inanın."
Bir şeye çok düşkün olmak.
"Bizim oğlan köpek hastası, hiç kapıdan eksik etmiyor."
Rahatına düşkün kimse, zevkinden bol bol yararlanan.
"Oldukça rahat, keyif ehli bir insandı."
Parayı çok seven, paraya düşkün.