Ağzını kullanmak (satmak) (Birinin)
Birinin söylediklerini kendi düşüncesiymiş gibi anlatmak.
Birinin yolunda giden işini engellemek, aksatmak gibi davranışlarda bulunmak.
"Adamın tekerine çomak soktular, düzenini altüst ettiler."
Birinin söylediklerini kendi düşüncesiymiş gibi anlatmak.
Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak.
"Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?"
"Tekerine çomak sokmak"
Bir kimsenin, yolunda olan işini zorbalıkla bozmak.
Ata hüner göstermek.
Bildiği ve istediği gibi davranmak.
Belli bir alanda üstünlük kurmak.
"Meydan adamlara kaldı, istedikleri gibi at oynatıyorlar."
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Göründüğü, sanıldığı gibi uslu, iş bilmez değil: Takılgan, ya da kurnaz, işini bilir birisidir.
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
Ayağını bacağına geçirerek yıkmaya çalışmak.
Bir işin gelişmesini engellemek veya bir kimsenin iyi yürüyen işini bozmak.
"Sakin sakin giden arkadaşını çelmek...
İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.
"Bir çiğlik edip de toplantıyı berbat edecek diye ödüm...
Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek.
"O işi bana vermemekle yabancıların ekmeğine yağ sürdün sen."
Yakasını bir türlü bırakmamak; istenmediği hâlde, çıkar sağladığı için birinin peşini bırakmamak.
"Kene gibi yapışmıştı adamın yakasına, peşini bir türlü...