Deyimler
İletişim

"Akıllı uslu" deyiminin anlamı nedir?

Dengeli, yaramazlık etmeyen, ölçüsüz ve taşkın davranışlarda bulunmayan.

"Senin çocuk pek akıllı uslu görünüyor."

Akıllı uslu deyimine benzer deyimler

Ağır aksak

Pek yavaş olarak ve düzgün olmayarak.

Ağır aksak

Ağır oturmak

Yaramazlık yapmadan uslu uslu durmak.

Ağır oturmak

Ağzının içine bakmak

Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.

Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.

"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...

Ağzının içine bakmak

Ahret kardeşi

İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.

Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...

Ahret kardeşi

Aile planlaması

Çocuklu ailenin artık çocuk istememesi ve çocuksuz ailenin çocuk edinmek istemesi durumunda uygulanacak yöntemleri düzenleme siyasası.

Aile planlaması

Akıl kârı olmamak

Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.

"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"

Akıl kârı olmamak

Aklından zoru olmak

Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak.

"Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?"

Aklından zoru olmak

Beyin yıkamak

Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.

Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...

Beyin yıkamak

Canlı yayın

Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.

"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...

Canlı yayın

Düşman çatlatmak

Nisbet yapmak, iyi durum ve başarılarıyla düşmanı kızdırmak ve kıskandırmak.

"Düşman çatlatmakta da üstüne yok senin!"

Düşman çatlatmak

Eyüp sabrı

Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...

Eyüp sabrı

Lafını (sözünü) bilmek

Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.

"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."

Lafını (sözünü) bilmek