Ağızda sakız gibi çiğnemek
Bir sözü, bir düşünceyi yenileyip durmak.
Yaramazlık yapmadan uslu uslu durmak.
Bir sözü, bir düşünceyi yenileyip durmak.
Dengeli, yaramazlık etmeyen, ölçüsüz ve taşkın davranışlarda bulunmayan.
"Senin çocuk pek akıllı uslu görünüyor."
Titizlikle üzerinde durmak, çok korku geçirmek, çok korkmak.
"Elbisem yırtılacak diye aklı çıkıyor."
Sapıtmak, delirmek.
Yalnızca ilgilendiği, üzerine düştüğü şeyle uğraşıp durmak, başka hiçbir mesele düşünmemek.
"Bizim çocuk sinema ile aklını bozdu."
Birisine asılıp durmak, sürekli olarak bir şey istemek.
Göründüğü, sanıldığı gibi uslu, iş bilmez değil: Takılgan, ya da kurnaz, işini bilir birisidir.
Sağına soluna bakmayan, uslu, terbiyeli.
Utangaç.
İş yapmadan yiyip içip keyfine bakmak.
Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.
"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...
Boş yere bir şeyler söyleyip durmak, boşuna konuşmak.
Yaramazlık etmek, kımıldayıp durmak.
"Rahat durmadın, beni zor durumda bıraktın."
Uslu, uysal, sessiz görünüp gizliden gizliye ve sinsice dolap çeviren, kötülük yapan kimse.
"Desene yere bakan yürek yakan cinstenmiş o da."