Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Öfkesi veya kızgınlığı geçmek, sakinleşmek.
"Çok şükür öfkesi yatıştı, şimdi konuşabilirsiniz."
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Çok iyi, çok yakın dostluk veya arkadaşlık kurmak, ahbap olmak.
"Şunlara bak, aralarından su sızmıyor."
Çok az fark olarak, kararlaştırılmak istenen sayıdan, ölçüden bir miktar az veya çok olarak.
"Beş aşağı beş yukarı bir kg. çeker bu tavuk."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek.
"Elden ele dolaşan atı nihayet geri almayı başardı."
Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak.
"Çok şükür şu belâlı işten paçayı kurtardık."
Çok utanmak, kimsenin yüzüne bakamayıp sanki saklanacak yer aramak.
"Çok mahçup olmuştu, utancından yere geçmek üzereydi."
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."