Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
İnsanlara leke sürmeyi, kara çalmayı, iftira atmayı huy edinmiş (kimse).
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şeyi yapmayı huy ve alışkanlık durumuna getirmek.
Kötü talih, baht.
"Ne yapayım, alnımın kara yazısı böyle imiş."
Göz açtırmamak, rahat bırakmamak.
Düşmanı acımayıp öldürmek, merhamet etmemek.
"Böyle kahpe insanlara sakın aman vermeyin!"
İyi anlaşan iki kişinin veya dostun ilişkileri bozulmak, aralarına soğukluk girmek, birbirlerine gücenmek,"Niçin konuşmuyorsunuz? Aranızdan kara kedi mi geçti?"
Bir yerde ayakta beklemekten veya uzun süre dolaşmaktan çok yorulmak.
"Seni aramaktan ayaklarıma kara sular indi, nerelerdeydin Allah aşkına!"
Yaşı küçük ama çeşitli huylar edinmiş.
Mutsuz, dertten kurtulamayan, işleri hep ters giden.
"Allahım, şu bahtı kara kuluna yardım et de düzlüğe çıksın!"
Çok sıkıntılı, çaresiz bir durumda olmak; parasızlıktan dolayı güç bir durumda kalmak.
"Başı darda kalan insanlara yardım etmek insanlık borcudur."
Herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak.
"Onun görevi, başı sıkışan insanlara yardım etmektir.
Birine iftira etmek, leke sürmek, haksız yere suçlamak.
"Kadıncağıza yok yere kara çaldılar."
Suç yüklemek, birinin onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak.
"Zorla kadıncağıza kara bir leke sürdüler, Allah`tan hiç korkmadılar."