Deyimler
İletişim

"Nutku tutulmak" deyiminin anlamı nedir?

Korkudan, üzüntüden, heyecandan konuşamaz olmak.

"Katili karşısında görünce nutku tutuldu.

Nutku tutulmak deyimine benzer deyimler

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Amana gelmek

Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.

"Aman dilemek."

Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.

"Nihayet düşman amana geldi."

Amana gelmek

Aslı faslı olmamak

Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.

Aslı faslı olmamak

Başından aşağı kaynar sular dökülmek

Çok kötü, üzücü, sıkıntı verici ya da utandırıcı bir olay karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek.

"Babasını karşısında görünce başından aşağı kaynar sular...

Başından aşağı kaynar sular dökülmek

Beyninden vurulmuşa dönmek

Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.

Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...

Beyninden vurulmuşa dönmek

Boynu kıldan ince olmak

Adaletli yargı karşısında verilecek her cezaya razı olmak.

"Gerçek adaletin karşısında boynum kıldan incedir."

Boynu kıldan ince olmak

Buz kesilmek

Çok üşümek, donmak.

Buz gibi soğumak, buz durumuna gelmek.

Endişe, korku ve üzüntü veren bir durum karşısında donakalmak.

"Öldürdüğünü sandığı adamı karşısında...

Buz kesilmek

Dilini yutmak

Büyük bir korku, şaşkınlık ya da sevinç karşısında konuşamaz hâle gelmek.

"Korkudan neredeyse dilini yutacaktı."

Dilini yutmak

Dünyadan elini eteğini çekmek

Bir kenara çekilip toplum ile ilişkisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmaz olmak, daha çok ibadetle meşgul olmak ve dünya işleriyle ilgilenmez olmak.

"Bizim...

Dünyadan elini eteğini çekmek

Gözleri dolmak

Ağlayacak gibi olmak, göz pınarlarına yaş yürümek.

"Hiç beklemediği bir anda beni karşısında görünce gözleri dolu dolu oldu."

Gözleri dolmak

Kül kesilmek

Heyecan ve korkudan yüzünün rengi atmak, solmak.

"Katili karşısında görünce yüzü kül kesildi."

Kül kesilmek

Yüz göz olmak

Senli benli olmak ve birbirinden çekineceği kalmamak, aradaki mesafe kalkmış olmak, lâubalileşmiş olmak.

"İyice yüz göz olduk, beni artık dinlemiyorlar."

Yüz göz olmak