Aklı başından gitmek
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Korkudan, üzüntüden, heyecandan konuşamaz olmak.
"Katili karşısında görünce nutku tutuldu.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
Çok kötü, üzücü, sıkıntı verici ya da utandırıcı bir olay karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek.
"Babasını karşısında görünce başından aşağı kaynar sular...
Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.
Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...
Adaletli yargı karşısında verilecek her cezaya razı olmak.
"Gerçek adaletin karşısında boynum kıldan incedir."
Çok üşümek, donmak.
Buz gibi soğumak, buz durumuna gelmek.
Endişe, korku ve üzüntü veren bir durum karşısında donakalmak.
"Öldürdüğünü sandığı adamı karşısında...
Büyük bir korku, şaşkınlık ya da sevinç karşısında konuşamaz hâle gelmek.
"Korkudan neredeyse dilini yutacaktı."
Bir kenara çekilip toplum ile ilişkisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmaz olmak, daha çok ibadetle meşgul olmak ve dünya işleriyle ilgilenmez olmak.
"Bizim...
Ağlayacak gibi olmak, göz pınarlarına yaş yürümek.
"Hiç beklemediği bir anda beni karşısında görünce gözleri dolu dolu oldu."
Heyecan ve korkudan yüzünün rengi atmak, solmak.
"Katili karşısında görünce yüzü kül kesildi."
Senli benli olmak ve birbirinden çekineceği kalmamak, aradaki mesafe kalkmış olmak, lâubalileşmiş olmak.
"İyice yüz göz olduk, beni artık dinlemiyorlar."