Ağır iş
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Nazlı, el bebek gül bebek büyütülmüş, dayanıksız, narin kimse.
"Senin gibi muhallebi çocuklarıyla iş yapamam ben."
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.
"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Ortalıkta kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek.
"Bu iş ancak el ayak çekildikten sonra yapılır."
Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.
"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."
Önceden tasarlanan, düşünülen bir iş umulduğu gibi gitmemek, başka bir yönde gelişmek.
"O kadar uğraştık ama evdeki hesap çarşıya uymadı, bu paraya istediğimiz...
İncelemeden, özenmeden, gerekli olan bilgiyi almadan, gelişi güzel iş yapmak.
"Ben sana ezbere iş görme demedim mi?"
Nazlı büyütülmüş, zora gelmeyen, çıtkırıldım kimse.
"Amma hanım evlâdıymışsın, çekil şuradan ben yaparım."
Sinsi, yapacağı kötülükleri sezdirmeyen.
"Senin gibi içten pazarlıklı adamlarla iş yapmam ben."
Yazı yazmak.
Bir yazıyı düzeltmek.
Bir yazıda değişiklik yapmak.
"Ben senin gibi kalem oynatmayı beceremiyorum."
Henüz meme emen kuzu.
Çok küçük bebek, yavru, korunması gereken küçük çocuk.
Çok nazlı, el bebek gül bebek büyütülmüş kimse.
"Daha süt kuzusu o, nasıl kıyılıp...