Ayağına bağ olmak
Bir işini yapmasına, bulunduğu yerden ayrılmasına engel olmak.
"Bu çocuk ayağıma bağ oldu, onu bırakıp da bir yere gidemiyorum."
Aylığa geçmek, çalıştığı yerden ücret almaya başlamak.
"Maaşa geçtiği günün ertesinde onu işten çıkardılar."
Bir işini yapmasına, bulunduğu yerden ayrılmasına engel olmak.
"Bu çocuk ayağıma bağ oldu, onu bırakıp da bir yere gidemiyorum."
Çalışması karşılığı olarak her ay belirli para alınacak bir göreve başlamak.
Çalışmasının karşılığını gündelik ya da ücret olarak almakta iken aylık yöntemiyle...
Ayrı bir eve çıkmak, yerleşmek.
"Evlendikleri günün ertesinde ev açmaya karar verdiler."
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Dönüp dolaşıp o şeyin üstünde durmak, onu tercih etmek, birçok şeyi deneyip onu seçmek.
"Ben bu elbisede karar kıldım."
Yakalanmak, ele geçmek.
Giriştiği işten vazgeçmek istediği hâlde kendini kurtaramamak.
Dilediği gibi davranamamak.
"Paçayı kaptırdık bir kere, yakamızı...
Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak.
"Çok şükür şu belâlı işten paçayı kurtardık."
Konuşmaya başlamak için toplantı başkanından izin almak, öyle konuşmaya başlamak.
Birinin bir iş yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak.
Erkek tarafı,...
Kişinin içini kemiren, onu tedirgin eden kuşku.
"Onu arkadaşlarıyla birlikte gönderdim ama yine de içimi bir şüphe kurdu kemirip duruyor."
Bir şeyin lezzetini almak.
Yaptığı işten zevk duymaya başlamak.
"O işin tadını aldı bir kez, daha peşini bırakmaz."
Bir yapının temellerini yapmaya başlamak.
Bir işe başlamak, ilk davranışta bulunmak, girişmek.
"Evin temelini yarın atacağız inşallah."
İşe başlamak üzere tüm araç ve gereçleri hazırlamak, çalışmaya başlamak.
"Hemen tezgâhı kurup gittiler."