Adam olmak
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Düşünüp taşınmadan, nasıl sonuçlanacağını hesaplamadan, dikkat etmeden.
"Bu işe öyle körü körüne giremem, anladın mı?"
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Bu işin nasıl çözümleneceğini, sonunun nereye varacağını düşünmeme durumu.
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Falanca, bu sıkıntıya nasıl dayanıyorsa sen de dayanmalısın.
Falancaya bu denli zor bir iş yaptırmak acımasızlıktır.
Bir meseleyi enine boyuna tartmak, konuyu bütün yönleriyle incelemek, iyice düşünüp ona göre davranmak.
"Acele etme, düşünüp taşın öyle karar ver."
Bir işe girmekten kaçınmamak, o işe girişmek.
"Ona bu işi yapmaktan geri durmamasını söyle, sonunda başaracaktır."
Daha önce denediği için o durumla karşılaşmaktan korkmak, o işe girişmekten çekinmek.
"Sebzecilik işinden gözüm yıldı, bir daha bu işe girişeceğimi sanmıyorum."
"Onun bunu yapmaya yetkisi yoktur; böyle bir işe nasıl, hangi yetenekle girişir? Bu işi yapması imkânsızdır" anlamında kullanılır.
"Haddine mi düşmüş ki ona...