Adam kıtlığında
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
İş sorumsuz, yetkisiz ve beceriksizlerin elinde kalmak.
"Bunlar da işi iyice ayağa düşürdüler."
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.
"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"
İş yapacak güç ve araç var, ama bunları kullanma alanı ve konusu yok.
Bir şeyin değerini kaybetmesi.
Yalvarır duruma gelmek.
İşe ilgisiz ve yetkisiz kimseler karışır olmak.
"Sevinmeyin boşuna, bu işi ayağa düşürmeyeceğim hiçbir...
Birbirinin yakın dostu, ya da hısmı olup birbirinden hiçbir şey esirgememek ve biri ötekinin yerine iş görecek durumda olmak.
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Yanlış ve aşırı yollara sapmak.
"Bu çocuk da işi iyice azıttı."
İşi çok uygun ve iyi olmak.
"O konuşmayacak da ben mi konuşacağım, işi tıkırında adamın."