Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Çok kalabalık, yürünecek gibi değil.
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Çok kalabalık olmak.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.
Yılmaz, hiçbir şeyden korkmayan, yiğit, kahraman,"Aslan yürekli Mehmetçik düşmanı çil yavrusu gibi dağıttı."
Hiçbir şeyde...
Çok tatlı.
Çok iyi, adamakıllı, pekâlâ.
"Bal gibi iş, daha ne duruyorsun?"
Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.
Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Çok kalabalık ve hareketli olmak (bir yer).
"Pasajın girişi âdeta karınca yuvası gibi kaynıyordu."
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."
Yenmeyecek nitelikte (yiyecekler için).
Aşırı, çok pahalı.
Çok ağır, kabul edilmez (söz).
Kendisiyle başa çıkılamayacak durumda olan.
"Doğrusu yenilir yutulur...