Açık yürekli
Düşündüğünü hiçbir art niyet gütmeden, açıkça ve içtenlikle söyleyen, içi dışı bir, içten, içi temiz.
İstediğini, düşündüğünü baskı altında kalmadan söyleme.
Düşündüğünü hiçbir art niyet gütmeden, açıkça ve içtenlikle söyleyen, içi dışı bir, içten, içi temiz.
İçinde çıkılması ya da altında kalkılması, yapılması, başarılması güç iş, güç sorun.
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Karşısındakini kurnazca konuşturarak ağzından söz almak, istediğini öğrenmek.
"Şunun ağzını ara da bahçeyi satıp satmayacağını öğren."
İstediğini elde etmek için her türlü kurnazlığa başvurmak.
"Namussuzlar allem edip kallem edip yaşlı adamın evini elinden aldılar."
Çok zengin, parası çok olan kimse.
"Adam altın babası, her istediğini kolayca yaptırıyor."
Bir şeyi karşılıksız bırakmamak.
"Onun bana yaptığı iyiliğin altında kalır mıyım?"
Bir şeyin üstesinden gelmek.
"Bana verdiği işin altında kalmayacağım."
Bir kimseyi işini yaptırabilmek için pohpohlamak, gereğinden fazla överek istediğini elde etmeye çalışmak.
Başkasının egemenliği altına girmek, tutsak olmak, emir ve baskı altında yaşamak.
"Türk milleti için boyunduruk altına girmek, ölüm demektir."
Kişiyi korku ve baskı altında tutan büyük ceza tehdidi.
"Damokles`in kılıcı gibi başımda dikilip durma öyle!"
Baskı altında bulundurarak başka bir şeyle uğraşmasına fırsat vermemek.
"Çalışan işçilere hiç göz açtırmadı."