Deyimler
İletişim

"Hesap görmek" deyiminin anlamı nedir?

Taraflarca alacakla vereceği karşılaştırıp ödeşmek.

"Çok uzadı, hesap görmek için ne zaman bir araya geleceğiz?"

Hesap görmek deyimine benzer deyimler

Acısı içine çökmek

Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.

Acısı içine çökmek

Açıl susam açıl

Bin bir gece masallarının baş kişisi Ali Baba’nın, Kırk Haramiler’in gömülerini saklandıkları mağaraya girmek için söyelediği bir büyülü söz olan bu deyim, bir...

Açıl susam açıl

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Anasının nikâhını istemek

Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.

"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...

Anasının nikâhını istemek

Az çok

Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.

"Az buçuk."

Ne az ne çok, oldukça.

Az çok

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Bir damla

Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).

Çok küçük (çocuklar için söylenir).

"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."

Bir damla

Bir elle verdiğini öbür elle almak

Bir kimseye yaptığı iyiliği, yararı, başka bir yola baş vurarak sağladığı çıkarla ödetmek.

"Bir eliyle verip öbür eliyle aldığını çok zaman sonra anladım."

Bir elle verdiğini öbür elle almak

Bir pire için yorgan yakmak

Önemsiz bir istek uğruna ya da küçük bir zarardan kurtulmak için çok büyük bir zararı göze almak.

Bir pire için yorgan yakmak

Kırk dereden su getirmek

Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.

"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su...

Kırk dereden su getirmek

Orta hâlli

Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.

"Onlar orta hâlli bir ailedirler."

Orta hâlli