Deyimler
İletişim

"Göz kararı" deyiminin anlamı nedir?

Gözle oranlanarak belirtilen miktar, gözle yapılan ölçme ya da oranlama.

"Kumaşı göz kararı ölçüp verdi."

Göz kararı deyimine benzer deyimler

Ağıt yakmak

Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.

Ağıt yakmak

Aş deliye kalmak

Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.

Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...

Aş deliye kalmak

Balgam atmak

Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.

"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."

Balgam atmak

Başı bağlı olmak

Evli ya da nişanlı olmak.

Serbest, özgür olmayan, bir yere bağımlı olan.

"Nihayet oğlanın da başını bağladık."

Başı bağlı olmak

Ben hancı, sen yolcu (oldukça)

"Özel ilişkilerimiz sürüp gittikçe senin bana işin düşer" ya da

"Nasıl olsa yine karşılaşacağız" anlamında kullanılır.

"Demek şu küçük paketi götürmüyorsun,...

Ben hancı, sen yolcu (oldukça)

Bozum olmak

Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.

"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...

Bozum olmak

Burnundan kıl aldırmamak

Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.

"Amma da burnundan kıl...

Burnundan kıl aldırmamak

Büyük oynamak

Büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek.

Çok fazla para koyarak kumar oynamak.

"Büyük oynadım, ya kaybedeceğim, ya da kazanacağım."

Büyük oynamak

Çorbada tuzu bulunmak

Yapılan bir iş ya da hizmette az da olsa çabası, emeği bulunmak.

"Haydi durmayın, çorbada sizin de tuzunuz bulunsun!"

Çorbada tuzu bulunmak

Göz kırpmak

Karşısındakine göz kapağını açıp kapatarak işaret vermek, bu şekilde meramını anlatmaya çalışmak; bir şeyi onayladığını ya da doğru olmadığını gözünü açıp...

Göz kırpmak

Hesaba katmak (almak)

Bir işi yaparken ya da yürütürken bir başka şeyi de göz önünde bulundurmak.

"Hasan`ı da hesaba katalım, az zorluk çıkarmayacaktır bize."

Hesaba katmak (almak)