Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Parası çok, varlıklı, sözü geçer, ödeme gücü yüksek (kimse).
"Neden şu ensesi kalın adamlardan yardım istemiyorsunuz."
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Doğal ölçülerin çok üstünde gelişmiş, çok iri, iriyarı kimse.
Çok genç ve deneyimsiz olmak.
Çok genç, toy ve tecrübesiz olmak.
"Şu ağzı süt kokan mı yarışacak benimle."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Çok zengin, parası çok olan kimse.
"Adam altın babası, her istediğini kolayca yaptırıyor."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Çok taze (sebze ve meyve için).
Çok yeni, üzerinden zaman geçmemiş.
"Şu elmalara bak, daha dumanı üstünde bunların."
Bir kimsenin manevî desteğini istemek.
Varlıklı, sözü geçer bir kimseden yardım ve himaye istemek.
"Korkudan annesinin eteğine yapıştı."
Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.
(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.
"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."