Ahret adamı
Dünya işlerinden el çekip hep ibadetle vakit geçiren kişi.
Tahminlerine, sezgilerine dayanıp elle yoklayarak.
"El yordamıyla kibrit kutusunu buldum."
Dünya işlerinden el çekip hep ibadetle vakit geçiren kişi.
Birini bulunduğu yerden, mevkiden indirmek.
"Ya, gördün mü, demek ki el oğlu adamı al aşağı ediyormuş bir çırpıda!"
Daha çok giyim için
"altı, üstüne; bir parçası öbür parçasına uymaz.
" anlamında kullanılır.
"Çabuk çıkar şu üzerindeki altı kaval üstü şeşhane elbiseyi, yoksa...
El altından.
Çıkar gördüğü işe dört elle sarılır; bir iş görme söz konusu olursa özür diler.
Hangi işe el atsam orada kendisini görürüm. Her işime karışır.
"İki ekmek arasında bir dilim peynir"
En güzelini buldum. Artık daha önce beğendiğim şöyle böyle güzellere bakmam.
Uygunsuz durumlara karşı uzun süre dayanıp sabretme gücünü kıran yeni bir eylem.
iki el yan yana getirilerek birleştirilen avuçlar.
Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.
"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."
Elle yapılan işe harcanan emek.
Elle yapılan çalışmanın karşılığı.
"El emeğinin karşılığı değildir bu para."
Olumlu oy vermek için el kaldırmak.
Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak.
"Parmak kaldırarak söz istemeyi...