Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
iki el yan yana getirilerek birleştirilen avuçlar.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.
Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.
Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek.
"Araya başka...
Anlaşamayan iki tarafı uzaklaştırmak için araya girildiğinde, iki yanı da hoşnut edemeyerek güç duruma düşmek.
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Hangi işe el atsam orada kendisini görürüm. Her işime karışır.
"İki ekmek arasında bir dilim peynir"
Çocuk, bacaklarını açıp vücudunu ördek gibi iki yana eğerek, aytak paytak yürümek.
Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.
"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."
Vücudu eğri büğrü olan, yan yan yürüyen.
İşe yaramaz olduğu, sağlam olmadığı anlaşılarak bir yana atılmak.
Sağlığı el vermediği için askerlik görevine alınmamak.
"Çürüğe çıkmak için can atanlar da yok...
Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.
"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."
İki yana, sağa sola; bir o yana, bir bu yana sallanarak yürümek.
"Nedendir bilmem, yalpa vurarak yürüyordu."
İki davranış, iki kimse, iki karşıt şey arasında bir tercih yapamama zorluğunu anlatmak için kullanılır.