Deyimler
İletişim

"Dişinin kovuğuna bile gitmemek" deyiminin anlamı nedir?

Çok az gelmek (yiyecekler için).

"Açlıktan kırılıyorduk, önümüzdeki yiyecekler dişimizin kovuğuna bile gitmeyecek kadardı."

Dişinin kovuğuna bile gitmemek deyimine benzer deyimler

Ağzının suyu akmak

Çok beğenip imrenmek.

Çok beğenip isteyecek duruma gelmek, imrenmek.

"Vitrindeki kızarmış tavuğu görünce ağzımın suyu aktı."

Ağzının suyu akmak

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Allah "yürü ya kulum" demiş

Az zamanda çok para kazanan ve işinde çok çabuk ilerleyenler için söylenir.

"Cenab-ı Hak bir kimseyi zengin etmek isterse ona, `yürü ya kulum` demesi yeter."

Allah "yürü ya kulum" demiş

Ateşe atmak (Birinin)

Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.

"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"

Ateşe atmak (Birinin)

Az çok

Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.

"Az buçuk."

Ne az ne çok, oldukça.

Az çok

Beş aşağı beş yukarı

Çok az fark olarak, kararlaştırılmak istenen sayıdan, ölçüden bir miktar az veya çok olarak.

"Beş aşağı beş yukarı bir kg. çeker bu tavuk."

Beş aşağı beş yukarı

Bile bile lâdes

Bile bile aldınmış görünme, öyle gerektiği için kötü bir durumu kabullenme.

"Ağaçları kesmesine bile bile lâdes dedim."

Bile bile lâdes

Bir damla

Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).

Çok küçük (çocuklar için söylenir).

"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."

Bir damla

Taban tepmek (patlatmak)

Yayan olarak çok uzun yol yürümek, çok sık gidip gelmek.

"Kasaba ile köy arasında o iş için az taban tepmedim."

Taban tepmek (patlatmak)

Yenilir yutulur gibi değil

Yenmeyecek nitelikte (yiyecekler için).

Aşırı, çok pahalı.

Çok ağır, kabul edilmez (söz).

Kendisiyle başa çıkılamayacak durumda olan.

"Doğrusu yenilir yutulur...

Yenilir yutulur gibi değil

Zindan kesilmek

Çok karanlık duruma gelmek.

Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.

Zindan kesilmek