Deyimler
İletişim

"Darda kalmak" deyiminin anlamı nedir?

Zor duruma düşmek.

Paraca sıkıntı çekmek.

"Öğretmeninin karşısında darda kalmak istemeyen Ahmet, ödevini yapmayı hiç ihmal etmezdi."

Darda kalmak deyimine benzer deyimler

Amana gelmek

Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.

"Aman dilemek."

Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.

"Nihayet düşman amana geldi."

Amana gelmek

Anası ağlamak

Çok eziyet çekmek, sıkıntıya katlanmak, bitkin duruma düşmek.

"Onu buraya getirinceye kadar anam ağladı."

Anası ağlamak

Başı ağrımak

Bir işten dolayı sorumlu duruma düşmek, kaygu çekmek.

"Sana güveniyorum, başımı ağrıtmayacağına eminim, haydi güle güle git."

Başı ağrımak

Başı dönmek

Bir şey karşısında şaşırmak.

Sıkıntı meydana getiren bir durum karşısında bunalmak.

Dengesini yitirmek, gözleri kararmak; çevresi kararıyor, dönüyor, kayıyor...

Başı dönmek

Başına bir hâl gelmek

Büyük, içinden çıkılması zor güçlüklerle karşılaşmak; kötü duruma düşmek.

"Gece gitme, başına bir hâl gelir diye korkuyorum."

Başına bir hâl gelmek

Başından aşağı kaynar sular dökülmek

Çok kötü, üzücü, sıkıntı verici ya da utandırıcı bir olay karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek.

"Babasını karşısında görünce başından aşağı kaynar sular...

Başından aşağı kaynar sular dökülmek

Başı sıkılmak

Bir güçlük karşısında kalmak.

"Başı dara düşmek."

Başı sıkılmak

Beli bükülmek

Yaşlılık yüzünden güçsüz kalmak, bir iş yapamaz duruma gelmek.

Üzüntü ve kederden ruhsal bir çöküntüye düşmek.

"İflas eden şu genç adamın bir yılda beli...

Beli bükülmek

Beyninden vurulmuşa dönmek

Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.

Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...

Beyninden vurulmuşa dönmek

Bozum olmak

Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.

"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...

Bozum olmak

Çıkmaza girmek

Çözümlenemeyecek, içinden çıkılamayacak bir duruma düşmek.

"İşler, hiç ummadıkları bir anda çıkmaza girdi."

Çıkmaza girmek

Gafil avlanmak

Hiç beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız olduğu sırada zor duruma düşürülmek.

"Ben gafil avlanacak bir insan değildim ama oldu bir kere."

Gafil avlanmak