Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Karmaşık biçimde yayılıp genişlemek.
Soy ya da dostluk yönünden genişleyip yayılmak.
"Bu mesele daha fazla dal budak salmadan hemen halledilmeli."
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...
Büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek.
Çok fazla para koyarak kumar oynamak.
"Büyük oynadım, ya kaybedeceğim, ya da kazanacağım."
En küçük sevinç ya da üzüntü karşısında hemen ağlayıveren, gözyaşlarını tutamayan.
"Senin kız da amma gözü sulu biriymiş."
Daha önce bulunan şey bulunmaz olmak.
Hayvanlar ya da insanlar arasında öldürücü bir hastalık yayılmak.
"Kıran girdi, bütün koyunlar telef oldu."
Girişilen, başlanılan bir işten vazgeçmeye ya da geri dönmeye imkânı kalmayacak şekilde kesin bir davranış göstermek; ilişkileri bir daha kurulamayacak biçimde...
Bir yemeğe tuz ya da biber dökmek.
Bir üzüntünün acısını, bir kusurun ağırlığını daha da artırmak.
"İyi yaptın sanki, o günleri hatırlatarak tuz biber ektin...
Kötü bir işi, ortaya konan bir söz ya da davranışla daha da kötüleştirmek.
Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak.
Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak.
"Sen onu meşgul et ki hemen yola çıkmasın, bu sayede biz de biraz vakit...