Ağzını öpeyim (seveyim)
Sevindirici bir söz söyleyene
"ne güzel, hoş söyledin" anlamında kullanılır.
Kulağa hoş gelmeyen sesler çıkaran, çıkararak.
Sevindirici bir söz söyleyene
"ne güzel, hoş söyledin" anlamında kullanılır.
Alırken bütün gücünü kullanan ve kolaylık gösteren, kimsede parasını bırakmayan; verirken ise bin bir güçlük çıkaran, vereceğini geciktirmek için elinden...
Düşündüğüm emeksiz kazanç iyi, hoş. Ama bunu gerçekleştirecek güç nerede?
Soğuktan muhafaza edecek biçimde giyinmiş, iyi giyinmiş olan.
Güçlü bir kimseye ya da yere güvenen.
"Ona göre hava hoş, çünkü karnı tok, sırtı pek nasıl olsa!"
Bir şeyin miktarı üzerinde durmamak, ele geçen kadarını hoş görmek.
Azdan bir parça çok, biraz.
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"
Rahatsız, neşesiz olmak.
"O şiddetli kazayı görünce bir hoş oldum."
Hataya düştüğünü anladığında veya hoşlanmadığı bir durumla karşılaştığında farketmemiş gibi davranmak, oralı olmamak.
"Hiç bozuntuya vermeden misafirlere hoş...
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
En zor işleri bile yapıp geçimini sağlayacak becerilikte olmak, her türlü işi yapmak.
"Ekmeğini taştan çıkaran insanların arasına katılmakta gecikmedi."
Heyecan ve telâş göstermeyen, merak etmeyen, olayları hoş karşılayan.
"Geniş gönüllü olmak benim için o kadar kolay değil."
Birini hoş bir davranış ve sözle sevindirmek.
"Gönlünü okşamak mı istiyorsun, bir gül uzat ona."