Adı gibi bilmek
Çok iyi bilmek, kesin olarak bilmek.
Karşısındakinin gizli düşüncelerini bilmek, aklından geçenleri anlamak.
"Bizimi düşünüyormuş? Ben onun ciğerini okurum; o kendinden başkasını düşünmez."
Çok iyi bilmek, kesin olarak bilmek.
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak.
"Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?"
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
O an ki durumu temelli olmayan bir çözümle kurtarmak veya bir işi kesin neticeye vardırmış gibi görünmek.
"İnsanları altmış altıya bağlamakta üstüne yoktur...
Biraz geriden, pasif hareket edip gizli gizli yenme yollarını kollamak.
"Vay hınzır vay!.. Alttan güreşip aklın sıra başarı kazanacaksın ha!"
Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.
"Sakın güvenme ona, ben onun cemaziyülevvelini bilirim."
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
Bir söz, bir davranış bir kimsenin onuruna dokunmak, o kimseye ağır gelmek.
"Doğrusu onun bu sözleri gücüme gitti, çünkü hak etmedim o sözleri."
Kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli bir iş çevirmek, uygunsuz işler yapmak.
"Onun ne biçim bir insan olduğunu bana sorun; o, karda gezer izini belli etmez...
Yaptığı bir yanlıştan ötürü affedilmesini istemek.
Özrünü ileri sürerek yapılması kendinden istenen işi yapmamak, bundan bağışlanmasını istemek.
"Özür dilerim,...
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"