Altından girip üstünden çıkmak
Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...
Borcunu ödeyip bitirmek.
Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...
Bir işi bitirmek, sona erdirmek.
Borcunun az bir miktarını ödeyip geri kalanı için süre dilemek.
Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak.
Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak.
"Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini...
İştahla sofraya oturmak.
Bir işi çabuk bitirmek üzere oturup ele almak.
Birini altına alıp dövmek.
"Birkaç kişi utanmadan zavallı adamın başına çöktüler."
Borcunu zamanında öder olmak.
Borcunu düşünmek borçluya düşer. Sen niçin üzülüyorsun?
Çok öfkelenmek, olan bitenler karşısında dayanıklılığı kalmayıp taşkınlık göstermek.
Çile süresini bitirmek.
"Ben çileden çıkmadan çabuk terk edin burayı."
Alış verişi ya da ilgiyi kesmek.
"Dükkân sahibi, uzun zamandır borcunu ödemeyen müşterisinin hesabını kesti."
Alacağını ödeyip ilişkisini kesmek.
Cezalandırmak, vücudunu ortadan kaldırmak ya da öldürmek.
"Çabuk şu adamın hesabını görün!"
Hesap defterinde, bir kişiye alış veriş için alacağını borcunu kaydetmek üzere bir yer ayırmak.
Bankada, gereğinde çekilmek üzere yatırılan para için işlem...
Parasını yiyip bitirmek, işini ve parasını kaybetmek, batırmak.
"Desene sermayeyi kediye yüklemişsin sen!"