Açıktan vermek
Bir emek ya da mal karşılığı olmaksızın birine para ödemek.
Ayrıca para almadan, sadece karnını doyurma karşılığı olarak çalışmak.
Bir emek ya da mal karşılığı olmaksızın birine para ödemek.
Birine yaptığı küçük bir iyilik karşılığı olarak ondan büyük çıkar sağlamayı düşünmek.
Oruçlu olarak
(Bir şey) Ağzı açılmamış olarak.
Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek.
"Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp...
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Seyrek olarak,
"Ara sıra".
Seyrek olarak, ara sıra, zaman zaman.
Çalışması karşılığı olarak her ay belirli para alınacak bir göreve başlamak.
Çalışmasının karşılığını gündelik ya da ücret olarak almakta iken aylık yöntemiyle...
Birini bunaltıp şaşırtma yolu ile kendisinden bir iş veya mal karşılığı olarak çok miktarda para çekmek.
Elle yapılan işe harcanan emek.
Elle yapılan çalışmanın karşılığı.
"El emeğinin karşılığı değildir bu para."
Çok para kazanmak.
Devletin çok para basması.
"Bizim büfe âdeta para kesiyor."
Parasını idareli harcayıp kalanını biriktirmek.
Satın alınan şeyin karşılığını para olarak hesaplamak.
"Aldığımız eşyaların hepsi kaç para tuttu dersiniz?"
Çok para harcamak.
Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak.
"İnsanlar artık açıktan para yiyorlar."