Deyimler
İletişim

"Belini doğrultmak" deyiminin anlamı nedir?

Kötüye giden durumunu yeniden düzeltmek, güçlenmek, kaybettiği itibarını ve ekonomik gücünü yeniden kazanmak.

"Adam kısa zamanda belini doğrulttu."

Belini doğrultmak deyimine benzer deyimler

Ahret kardeşi

İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.

Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...

Ahret kardeşi

Arkası (sırtı) yere gelmemek deyimi

Sarsılmamak, sağlam ve sağlıklı durumunu sürdürmek.

Hiç yenilgi yüzü görmemek.

"Arkası yere gelmemiş bir adam olarak kalmalı o."

Arkası (sırtı) yere gelmemek deyimi

Aşina, çıktı ocak başına

Kendisine karşı gösterilen içtenlik ve yakınlığı kötüye kullanmaya, yüzsüzlük ve saygısızlık etmeye başladı.

Aşina, çıktı ocak başına

Beyin yıkamak

Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.

Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...

Beyin yıkamak

Buz üstüne yazı yazmak

Birine etkisi olmayan sözler söylemek.

Etkisi ve süresi çok kısa olan bir iş yapmak.

"Evet çocuklar, beni buz üstüne yazı yazan bir adam konumuna getirmeyin!"

Buz üstüne yazı yazmak

Canlı yayın

Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.

"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...

Canlı yayın

Eyüp sabrı

Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...

Eyüp sabrı

Gönül almak

Sevindirmek, hoşnut ettirmek.

Kırılan, gücenen bir kimseyi güzel söz ve davranışlarla yeniden hoşnut etmek.

"Daha fazla uzatmadan o çocukların gönlünü...

Gönül almak

Göze girmek

Yetenekleri ve davranışları ile çevresinde, bulunduğu yerde sevgi ve güven kazanmak.

"Kısa zamanda göze girmeyi başardı."

Göze girmek

Lafını (sözünü) bilmek

Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.

"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."

Lafını (sözünü) bilmek

Temize çekmek

Karalama hâlindeki bir yazıyı yeniden, silintisiz ve kazıntısız bir şekilde kâğıda yazmak.

"Ödevlerinizi temize çekin."

Temize çekmek

Yükünü tutmak

Çok zenginleşmek, para ve mal kazanmış olmak.

"Kısa zamanda yükünü tuttu bizim komşu."

Yükünü tutmak