Deyimler
İletişim

"Baş ağrıtmak" deyiminin anlamı nedir?

Yerli yersiz konuşarak, gereksiz sözler söyleyerek, çok konuşarak birisini rahatsız etmek.

"Baş ağrıtmakta üstüne yoktur senin."

Baş ağrıtmak deyimine benzer deyimler

Ağız açtırmamak

Çok konuşarak başkalarının bir şey söylemesine fırsat vermemek.

Ağız açtırmamak

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Allah "yürü ya kulum" demiş

Az zamanda çok para kazanan ve işinde çok çabuk ilerleyenler için söylenir.

"Cenab-ı Hak bir kimseyi zengin etmek isterse ona, `yürü ya kulum` demesi yeter."

Allah "yürü ya kulum" demiş

Altını üstüne getirmek

Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.

"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."

Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...

Altını üstüne getirmek

Anasının nikâhını istemek

Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.

"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...

Anasının nikâhını istemek

Arkasını sıvamak

İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.

"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."

Arkasını sıvamak

Ateşle oynamak

Çok tehlikeli, zarar verecek bir işin üstüne üstüne gitmek ya da böyle bir işe girişmek.

"Bırak o silâhı elinden! Ateşle oynadığının farkında mısın sen?"

Ateşle oynamak

Başında değirmen çevirmek

Çok gürültü yaparak, çok söyleyerek bir kimsenin başını döndürmek, bir kimseyi rahatsız etmek.

"Tepesinde havan dövmek."

Başında değirmen çevirmek

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Baş tacı etmek

Değer vermek, çok üstün tutmak, çok sevmek.

"Babalarını baş tacı ettiler, toz kondurmuyorlar adama."

Baş tacı etmek

Hoş beş etmek

Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.

"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."

Hoş beş etmek

Üstüne (üzerine) düşmek

Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.

(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.

"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...

Üstüne (üzerine) düşmek