Ahrette on parmağı yakasında olmak
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Sağlam olan durumu sarsılmamak. Yenilgiye uğramamak.
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.
Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.
Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek.
"Araya başka...
Arası bozuk olan kimse ile barışmak.
Arası açık olan iki kişiyi uzlaştırıp, barıştırmak.
"Hasan aramızı yapmasaydı biz hâlâ diken üstünde oturuyor olacaktık."
Sarsılmamak, sağlam ve sağlıklı durumunu sürdürmek.
Hiç yenilgi yüzü görmemek.
"Arkası yere gelmemiş bir adam olarak kalmalı o."
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
İyi olan, yolunda giden bir durumu yanlış davranışlarla bozmak, olumsuz bir gidişe sokmak.
"Eline çekici alır almaz çiviye vurdu, çivi tahtayı yarıp geçti, bir...
Durumu iyi olan birisinden kendisinin daha geri olmadığını gösterecek davranışlarda bulunmak.
Önceleri iyi olan durumu sonradan bozulmuş olmak; çalışma gücü, verimi tükenmiş olmak.
"Adamın bir ayda çaptan düşeceğini sandılar."
Sağlam bir yanı bulunmayan, kırık, eski (şey).
Hiçbiri sağlam, işe yarar olmayan (şeyler).
Dinin emirlerini eksiksiz yerine getirmeye çalışan, inancı sağlam olan, dinine çok bağlı.
"Her Müslüman dini bütün olmak zorundadır."
Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.
"Özü sözü bir olan insanlara rastlamak gittikçe...