Ağzını açıp gözünü yummak
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Ortalığı kollamak, çevresi ile ilgilenmemek.
"Sağa sola bakmadan yürüyordu."
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Kendi isteği ile gelmek.
Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.
"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
Bir şey yüzünden canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak, sinirli davranışlarda bulunmak.
"Biraz hasta oldu diye sağa sola bozuk çalıp duruyor."
Bir yeri kargaşa, şamata, gürültü patırtı ile doldurup kimsenin ne dediğini anlamayacak hâle getirmek.
"Çocuklar bir dakikada ortalığı curcunaya çevirdiler."
Bir işi yapmak için korku, heyecan, telâş, şaşkınlık içinde sağa sola koşmak, çare aramak.
"Kadıncağız haberi alır almaz odanın içinde dört dönmeye başladı."
Bozmak, ortalığı dağıtmak, yok etmek; yenmek, birine karşı başarı sağlamak.
"Askerler ortalığı toz duman ettiler."
Bir arada, toplu bulunan şeyleri ya da kimseleri dağıtmak, parçalamak; bu yolla sağa sola, her birini bir yana atmak.
"Sizin takımı hallaç pamuğu gibi atacağız...
Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.
"Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi."
Çok sinirlenmek, öfkelenmek,"Kan başına sıçramıştı, sağa sola bağırıp duruyordu."
Bir afet çok zarar vermek, mahvetmek.
Baskı yaparak, kıyıcı davranışlarda bulunarak bir topluluğu ezmek; zulmetmek, ortalığı korku ve dehşet içinde...
Haddinden fazla öfkelenme, kızmak, sağa sola ateş saçmak.
"Yeni saatimi kırdığımı öğrenen annem küplere bindi."
Gereksiz bir heyecana, telâşa düşürmek.
"Bir anda ortalığı velveleye verdiler; bağırmaya, sağa sola koşmaya başladılar."