Adam kıtlığında
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Safça davranışı ve işe önem vermemesi yüzünden açık bir hile ya da tehlikenin kurbanı olmak.
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek.
Çok fazla para koyarak kumar oynamak.
"Büyük oynadım, ya kaybedeceğim, ya da kazanacağım."
Yanlış bir yargıya varmak, bir söz ya da hareketten kendine göre bir anlam çıkarmak.
"Öyle alıngandı ki her sözümden bir mânâ çıkarıyordu."
Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak.
"Bu ev için bir ömür çürüttüm ben."
Bir yemeğe tuz ya da biber dökmek.
Bir üzüntünün acısını, bir kusurun ağırlığını daha da artırmak.
"İyi yaptın sanki, o günleri hatırlatarak tuz biber ektin...
Bir şey, davranış ya da yapışın usul ve kuralları.
"Madem yol yordam bilmezsin neden kalkışırsın böyle bir işe."