Ağır iş
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Serseri; ne iş yaptığı, nerde kaldığı, nereli olduğu bilinmeyen.
"Yeri yurdu belirsiz bu adama yüz verme demedim mi?"
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.
"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
Pek önemsiz olan varlığını, uğraşı alanını, ne denli önemli gösteriyor, ne denli güç başarılır bir iş sayıyorsun.
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
İncelemeden, özenmeden, gerekli olan bilgiyi almadan, gelişi güzel iş yapmak.
"Ben sana ezbere iş görme demedim mi?"
Eskiden kötü durumları görülmüş olan, kötü işlere girmiş bulunan.
"Künyesi bozuk diye, bu adama hiç kimse iş vermeyecek mi?"
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Ne olduğu, niteliği, soyu sopu, nereli olduğu bilinmeyen.
"Ne idiği belirsiz bir yığın insan hükümette yer almış."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."