Deyimler
İletişim

"Top atmak" deyiminin anlamı nedir?

İflas etmek.

"Bu kadar kısa zamanda top atacağımızı sanmazdım."

Top atmak deyimine benzer deyimler

Altından girip üstünden çıkmak

Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.

"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...

Altından girip üstünden çıkmak

Arkasını sıvamak

İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.

"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."

Arkasını sıvamak

Ayranım budur, yarısı sudur

Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Ayranım budur, yarısı sudur

Babanın canı için

Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).

Birinden bir iyilik yapılması istenirken

"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...

Babanın canı için

Baş göstermek

Ortaya çıkmak, belirmek, vuku bulmak.

"Milletimiz baş gösteren bu yeni fikri kısa zamanda benimseyecektir."

Baş göstermek

Burnu sürtülmek

Ilımlı bir yol seçip gururundan vazgeçmek, sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek.

"Onun da burnunun sürtülmesine az kaldı, kısa...

Burnu sürtülmek

Fiyat biçmek

Bir şeyin değerini belirlemek, para karşılığını tespit etmek.

"Bu malın fiyatını biçmek o kadar kolay değil."

Fiyat biçmek

Hem kel hem fodul

"Bu kadar kusuruna, bu yeteneksizliğine rağmen bir de övünüyor, üstünlük taslıyor" anlamında kullanılır.

Hem kel hem fodul

İdare etmek

Yönetmek, çekip çevirmek.

Tutumlu olmak, kullanmak.

Elvermek, yetmek, yetişmek, korumak, kurtarmak.

Hoş görmek, göz yummak.

Örtbas etmek.

"Bu ayakkabıyı bu...

İdare etmek

Üstüne (üzerine) düşmek

Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.

(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.

"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...

Üstüne (üzerine) düşmek

Yiyip bitirmek

Parayı tüketinceye dek harcamak.

Yemeği sonu gelinceye kadar yemek.

Birini üzmek, tedirgin etmek, devamlı hırpalamak.

"Senin bu hareketlerin beni yiyip...

Yiyip bitirmek