Aklı başından gitmek
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Doldururken çok bastırıp sıkıştırmak, hiç boş yer bırakmamak.
"Çuvalı tıka basa doldurun, ne alırsa kârdır."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.
"Az buçuk."
Ne az ne çok, oldukça.
Çok tatlı.
Çok iyi, adamakıllı, pekâlâ.
"Bal gibi iş, daha ne duruyorsun?"
Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).
Çok küçük (çocuklar için söylenir).
"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."
İşsiz güçsüz, aylak, boş gezip dolaşan kimse.
"Adam boş gezenin boş kalfası, bir de işsizlikten yakınıyor."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Haddinden fazla yemek, çok yemek, mideyi rahatsız edecek kadar çok yemek.
"Doymaz çocuk, tıka basa doldurdu karnını."