Adam evladı
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
Avundurmak, acısını gidermeye, onu rahatlatmaya çalışmak.
"Arkadaşını en iyi şekilde teselli ettiğine eminim."
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
Bir topluluk içinde dirlik düzenlik, iyi geçinme.
Bir topluluk içindeki dirlik düzenlik, iyi geçinme durumu.
En güç, en ustaca şeyler de yapsa.
Bir paylaşmada en büyük pay.
Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.
Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.
Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.
"Babam evin can damarıdır."
Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.
"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...
En etkileyici, en can alıcı yönden saldırmak; bir daha yaşama imkânı kalmayacak şekilde vurmak.
"Onları can evinden vurmalıyız ki bir daha bellerini...
Ayağını bacağına geçirerek yıkmaya çalışmak.
Bir işin gelişmesini engellemek veya bir kimsenin iyi yürüyen işini bozmak.
"Sakin sakin giden arkadaşını çelmek...
İşin en güç, en önemli, en büyük kısmı bitti, kalanı önemsizdir.
"Ha gayret çocuklar, çoğu gitti azı kaldı."
Ele geçen fırsatı kullanmanın tam zamanı, en iyi, en elverişli an bu andır.
Suyun çıktığı yer, kaynak.
En çok yarar sağlanacak yer.
Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii.
"Yorgun bedenlerini suyun başındaki...
Yapılmakta olan işin en hassas, en önemli, en can alıcı noktası.