Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Bir makamı, işi ya da iktidarı ele geçirme çekişmesi.
"Seçimler yaklaştı, post kavgası da başladı."
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...
Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.
"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.
"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...
Bir işi yaparken ya da yürütürken bir başka şeyi de göz önünde bulundurmak.
"Hasan`ı da hesaba katalım, az zorluk çıkarmayacaktır bize."
Daha önce meydana gelmiş bir olayı ya da bir işi bir düşünceyi yeniden, sık sık tekrarlamak.
Yanlış bir yargıya varmak, bir söz ya da hareketten kendine göre bir anlam çıkarmak.
"Öyle alıngandı ki her sözümden bir mânâ çıkarıyordu."
Bir yemeğe tuz ya da biber dökmek.
Bir üzüntünün acısını, bir kusurun ağırlığını daha da artırmak.
"İyi yaptın sanki, o günleri hatırlatarak tuz biber ektin...
Kötü bir işi, ortaya konan bir söz ya da davranışla daha da kötüleştirmek.