Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Olumlu bir olay, iş ya da durumun düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü.
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Bir iş ya da olay önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.
"Ateş bacayı sarmadan çabuk gidelim buradan!"
Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.
"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Bir iş yapmak için ilgili kişiden gün ayırmasını; belirli bir tarih tespit etmesini istemek, randevu almak.
Yaşını bitirip daha sonraki yılın bir ya da birkaç...
Kendisinden hiç umulmayan, beklenilmeyen bir kimsenin olumlu davranışı görüldüğünde;
"Nasıl oldu da böyle güzel bir iş, bir iyilik yaptı?" anlamında söylenir.
Bir işi yaparken ya da yürütürken bir başka şeyi de göz önünde bulundurmak.
"Hasan`ı da hesaba katalım, az zorluk çıkarmayacaktır bize."
Yanlış bir yargıya varmak, bir söz ya da hareketten kendine göre bir anlam çıkarmak.
"Öyle alıngandı ki her sözümden bir mânâ çıkarıyordu."
Olumsuz bir olay ya da durumun gerçekleşmesine imkân ve zaman vermemek, engel olmak.
"Onların kavga etmesine sakın meydan vermeyin çocuklar."
Geri dönülemeyecek bir iş yapmak, söz söylemek ya da bir harekette bulunmak.
"Ok yaydan çıktı bir kere, çaresiz dövüşeceğiz."