Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Konuşmak.
Bir şeyi dedikodu konusu yapmak.
"Akşam buluşalım da iki çift laf edelim."
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Bir şey konuşmak, ya da birlikte bir iş yapmak için başkalarını etrafına toplamak.
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Müracaat etmek, bir işin yapılmasını bir kimse veya kuruluştan istemek.
Bilgi edinmek üzere bir kaynağa bakmak, bir kimseye danışmak.
"Vakit geçirmeden...
Bir düşünce, kişinin aklına uygun gelmek.
Belirtilen bir şeyi öğrenmek, ezberlemek.
Bir kişiyi bir şey yapmaya kandırmak.
Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.
"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Bir iş yapmak için ilgili kişiden gün ayırmasını; belirli bir tarih tespit etmesini istemek, randevu almak.
Yaşını bitirip daha sonraki yılın bir ya da birkaç...
Bir yeri tutmak, kiralamak ya da bir şeyi elde etmek için değeri dışında açıktan verilen para.
"Yeri bize verecekler ama bir milyon lira hava parası...
Bir işi yaparken ya da yürütürken bir başka şeyi de göz önünde bulundurmak.
"Hasan`ı da hesaba katalım, az zorluk çıkarmayacaktır bize."