Adam kıtlığında
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Kıyasıya dövüşmek ya da dövecek hâle gelmek.
"Komşumla gırtlak gırtlağa gelecektik az kalsın."
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...
"Az kalsın."
Neredeyse, hemen hemen, az kalsın.
Zorlu bir kavgaya tutuşmak, ya da kavga edecek hâle gelmek.
"Senin o dilin yüzünden adamla boğaz boğaza geldik."
Sabrı kalmamak, bir sıkıntıya dayanamaz duruma gelmek.
"Canıma tak dedi artık, ya yaptıklarına son verirsin ya da burayı terkedersin!"
Yapılan bir iş ya da hizmette az da olsa çabası, emeği bulunmak.
"Haydi durmayın, çorbada sizin de tuzunuz bulunsun!"
Büyük bir korku, şaşkınlık ya da sevinç karşısında konuşamaz hâle gelmek.
"Korkudan neredeyse dilini yutacaktı."
Bir işi yaparken ya da yürütürken bir başka şeyi de göz önünde bulundurmak.
"Hasan`ı da hesaba katalım, az zorluk çıkarmayacaktır bize."
Herhangi bir iş gevşek ve düzensiz yürütülmek.
Mil ya da vida gibi makine bölümleri eskiyip aşınarak işe yaramaz hâle gelmek.
"Bu vidalar laçka olmuş, kol...
Zamanın çok hızlı geçip gitmesi.
Bol bol gelmek ya da gitmek (para, yiyecek vs.).
"Para su gibi akıyor, o harcamayacak da ben mi harcayacağım?"
Az bir farkla, az fazla ya da az eksik olmak üzere, yaklaşık olarak.
"Üç aşağı beş yukarı anlaşırız, merak etme."